Zeki Coşkun, Radikal/Kitap, 9 Haziran 2001
BİLGE ÇOCUK

...........................Güngör Tekçe'nin Seğiren adı altında topladığı şiirleri, galiba tüm bu nedenlerle ilgimi çekti. (Hera Yayınları, Mayıs 2001) Hayır, Tekçe'nin şiirinde yenilik yok. Neredeyse bunun arayışı, çabası bile yok. Tersine; son derece dingin, kendini sahnenin dışında tutmaya özel çaba gösteren, sözcükleri, dizeleri dalgalı denizlerden, fırtınalardan sakınan bir şiir bu. Dingin ve berrak.
Bir yanıyla ağır sonbahar havası var. Kitaptaki 25 şiirin tümü bu gözle okunabilir. Nagehan'ın son dizesinde söylendiği üzere, Sonbahar uzun bahar'dır. Aslında bir yara, derin bir Kuşku'dur o: Hangi kuyudan çıksam yüzüm güneş yanığı/Sonbahar var mı?
Nedir: Bir ot solsa/Adı sonbahar olur. Acıyla beraber doygunluğu, dinginliği, yalınlığı içinde taşır o iklim, o mevsim. Çünkü, Acı derinleştikçe eşiği yükseliyor.
Öteki yanıyla da, her şey dipdiri, taptaze, ilk kez görülüyor, tadılıyor, duyuluyormuşcasına, çocuksu bir heyecan, ürperti yaratır. 'Son'un kaçınılmaz refleksi!
Seğiren, tam da budur: Hiçbir zaman bilemezsin/Hiç'in Bir'in ve Zaman'ın ve Bilme'nin/Her an kopan ve birleşen/Tuhaf ilişkisini. O nedenle de Takvim Oyunu öne çıkar, Saat sonsuza kurulur, en başa, başlangıca kitabın-şiirin sonunda varılır; İbtida. Her şeye, herkese seslenilir: Bir iyilik gibiydiniz.
Söyledikleri ve söyleyişiyle içbütünlüğü olan bir şiir yazıyor Güngör Tekçe. İçbütünlüğüne ve içsese sahip bir şiir. Neredeyse kendi kendini bastıran, haylazlığın tam eşiğine gelip geri çekilen edayı bilinçli olarak seçtiği seziliyor.
Biliyorum, uslu şiir pek makbul değildir. Günümüz şiir ortamında olduğu gibi, içekapanıklığı, suskunluğu getirir. Seğiren'deki şiirlere de bu hava egemen. Onu farklılaştıran, bilgelikle çocuksuluğu birleştirmesi, bütünleştirmesi. İçine sindirmesi. Bu da uslu'luğun ötesinde, çelebi'liği getiriyor. Ki, şiirin kaybolan, silinen seslerinden, renklerindendir çelebilik. Ve son derece önemlidir, gereklidir."