Metin Cengiz, Varlık Dergisi, Temmuz 2001
"...............................(şiirleri) Bir yanıyla uçarı; bir yanıyla da içli ve duyarlı. Hafif bir alay, örtük bir yergi eşlik ediyor... Hoş geldin Güngör Tekçe! Daha doğrusu ne iyi ettin de geldin."
Şu zamanla başımız dertte. Üç günlük yaşamın seyrinde elimizden kayıp gidiyor. İçinde de olsak...dışında da kalsak boşuna.....................................................................................................................................................
Belki bundandır Güngör Tekçe'nin onu hınzır bir çocuk diliyle karşılaması. Seğiren'de ilk bakışta çocuksu bir eda var. Sanki zamanla oyundaş kılınan, çember çeviren, ip atlayan bir dil!..
Dışardan görünüşü böyle. Ya içerisi?... Bir ucundan tutmayagörün, bir sürü ipler dolaşır elinize! Sarsanız bir türlü, çözseniz bir türlü!.. Belki de yumak yumak dağınıklığın adıdır zaman. Kim bilir?
Tekçe'nin elinde büyülü bir ayna gizli. Gelip geçmelerimizin aynası sanki... Hangi an'ı isterseniz bulup çkarabiliriz size. Öyle ki aynanın içindeki rüzgarı, yağmuru, günlük güneşlik kır çiçeklerini elinizle tutup okşayabilirsiniz.........................................................................................................................................................
Tekçe, zamanla sarmaş dolaştır. Salt dokunmakla yetinmez, okşar onu. Oyundaşını, sırdaşını sokak sokak gezdirir......................................................................................................................................................................
Ve siz, bir sandıkta unutulmuş zamanı lavanta kokulu çamaşırlar gibi uzun uzun koklayabilirsiniz. Duyarlık dediğimiz şey de budur zaten: Birden olağanüstü bir boşluğa düşmek, insancıl kanatlarımızı takıp bizi biz yapan hüznümüzle uçmaya çalışmak!.. Şair bunu fazlasıyla başarıyor..............................................................................
Çocukça bir muzırlığı, afacanlığı yapısında barındıran ironik söylemin gerisinde geniş düşünsel alanlar bulabiliyorsunuz. Orada yalın ve gösterişsiz şair kimliği kuşlu mektuplar gönderiyor herkese. Şiirin düşünce tabanını merak eden bence Ada şiirine uğramalı. Büyük bir olasılıkla şiir atlasında yeri olan bir adadır o.............
Seğiren'i okuduktan sonra şiirlerde yalınlığın yeniden tartışılması gerektiğine inanıyorum............................."

Eray Canberk, Adam Sanat, Haziran 2001
Ahmet Günbaş, Cumhuriyet/Kitap, 25 Ekim 2001

Güngör Tekçe'nin dördüncü şiir kitabı Seğiren. 25 şiirden oluşuyor. 1994 yılında 57nci yaştan sonra şiir ortamına yeniden dönüş. Ve art arda dört kitap. Kolay okunan, şaşırtıcı, düşündüren şiirler. Mektup iyi bir örnek. Yazın gelindiği anlatılırken suyun dibindeki ters akıntıya dikkat çekilir. Ama öyle gürültülü bir dikkat çekme değil bu. Sanki geçerken bir anımsatma. Belki bu yüzden daha çok dikkati çekiyor. Yine ikinci bölümde ilkbahardan, alışılmış şeylerden söz ederken, Kahven hala orta şekerli mi? dizesiyle bir dönem yaşanana bir gönderme. Ve bir paylaşılmışlığa! Hayat da böyle değil mi? Sonra da bir farklılık vurgulanır. Gözlük takıyorsun demek, sözüyle. Ayrılıp gidende zamanın yaptığı değişikliğe çekilen dikkat. Sonra ise Acı derinleştikçe eşiği yükseliyor/Gözlerinden öperim, dizeleriyle acının hayattaki rolüne, aslolanın acı olduğuna ve yaş aldıkça acının eşiğinin de yükseldiğine gönderme. İçten, başarılı bir şiir. Kitabı özetleyebilen, şairin şiiri üzerine bize az çok bilgi verebilen bir şiir. Kitap sanki bu şiirle anımsanacak gibi."