MEVSİM

Sanki artık sonbahara giderim
Kaybolmuş demiryolunun raylarıyla konuşmaya
Hitit üzümlerinden yerim
Ve herhalde çay demlerim olur olmaz vakitlerde

Takvimlere falan bakar olurum
Fırtına günlerine
Saatimi kurarım belki günde yüz kere
Ölüm ilanlarına
Sokak isimlerine
Bir de bilmecelere

Sabaha tembel başlarım
Bulutmuş insanmış taşmış
Bir minyatür düzleminde algılarım
Ama acıyı salmam
Çünkü çığlık uçucudur
Parmaklığın gölgesi de yiter güneş çekilince
Kimi bakış kurutulur kimi özlem sündürülür
Elbet acıyı salmam
Hüzne dönüşünceye
Ve hüzün
Dağlarda dikilinceye

Yarı açık kapıların eşiğinde dönenirim
Sanki biraz akarsu da bir çukura doluşlu
Sanki biraz uçurtma da bir ağaca takışlı

Galiba en iyisi
Doğrudan kışa atlamak
Ve duymak toprakla bir
Kar altında kıpırtıyı